The natural museum of Denmark

TarihDate:2017

Kadıköy Belediyesi Caferağa Spor ve Kültür Merkezi Ulusal Mimari Proje Yarışması” alanı; ilçe sınırları içerisinde Bahariye Caddesi’ ne paralel, ikincil bir aks üzerinde yer almaktadır. Arazinin doğu yönünde uzanan bu aks (Sakız Sokak) ve kuzey yönünde bulunan Nailbey Sokak’ larının köşesinde, güçlü bir yaya kesişim noktası üzerinde yer almaktadır. Kot farkının da yer aldığı bu iki yol arasında, yayalar için adeta bir köprü niteliği taşımaktadır. Bahariye Caddesi’nin yoğunluğunun zamanla paralelindeki Sakız Sokak’a akması nedeniyle; araziye üst ölçekte önemli bir kimlik kazandırması bir diğer önemli veridir. Bölgenin halihazırda hala gelişmekte olması, yapının da ekolojik ve sürdürülebilir anlamda tasarım girdilerini etkileyen önemli bir faktördür.

Tasarım alanı, güçlü yaya akslarının kesişim noktasında yer almakta ve program dahilinde bünyesinde, Kültür Merkezi, Sağlıklı Yaşam Merkezi ve Spor Salonu gibi oldukça yoğun bir yaya kullanımına hizmet edecek işlevler barındırmaktadır. Bu bağlamda, tasarımın açık / yarı açık ve kapalı alanlarda kentlilerin kullanımına uygun olması, farklı kotlarda sosyalleşme olanağı tanıması, alternatif açık / yarı açık kamusal meydanlar yaratması öncelikli hedef haline gelmiştir.

İhiyaç programında belirtilen birimler, farklı kullanıcı profilleri ve farklı kullanım zamanlarını da beraberinde getirmektedir. Önerilen mimari çözüm, bu farklılıkların bir arada biçimlenişini vurgulamak üzerine kurgulanmıştır. Bu kurgu, yapı adasını farklı amaçlarla kullananlara etkileşimli bir ortam yaratmayı amaçlamaktadır. Bu bağlamda tasarlanan Caferağa Spor ve Kültür Merkezi, salt gösteri aktivitelerinden ziyade kentlilere sosyalleşme imkanı veren, geçirgen ve esnek kullanım yapısıyla, organik yapı terimi ile özdeşleşen; sürdürülebilir yapısını kesintiye uğratmadan ve günün her saati kullanıcı istek & taleplerine cevap verebilir yapıdadır.

En önemli tasarım kriterlerinden biri olan; farklı kotlarda kamusal alanlar yaratma amacı, farklı düzlemlerde renk kullanımıyla ön plana çıkarılmış; kamusallığın salt zemin düzeyinde kalmadan, üçüncü boyutta da yapıyı saran bir kurgu haline gelmesi sağlanmıştır. Aynı zamanda, kentsel ölçekte yapıyı röper noktası haline getirmesi ve kültürel bellekte de yer ederek yapıya farklı bir kimlik kazandırması amaçlanmıştır.

Özetle; insan ölçeğinde, farklı kotlarda meydanları ile sürdürülebilir, esnek iç mekan & dış mekanlarıyla kentlilerin yapıyı işlevleri dışında sosyalleşme aracı olarak da kullanabileceği, kent çevresinde alternatif bir odak noktası yaratabilecek, asal işleviyle uyumlu bir kamusal mekan kurgusu geliştirilmiştir.

Kannikegården is a new house for Ribe parish’s parochial church council, built on the square in Ribe, just across the cathedral. The building houses functions for the parochial church council and the staff at the church.

At the same time it has to function as a hospitable setting for public events for the town’s citizens, such as talks, concerts and film screenings. The project has faced a special challenge: Ancient monuments, telling us about Danish history over the past thousand years, have been found on the building site.

Most visible is a listed brick ruin from the canon’s monastery dating back to the 1100s. The ruin is integrated into an exhibition space designed for communicating the many cultural historic layers of the location. The building consists of a single, oblong volume with a pitched roof, supported by pillars above the preserved archaeological findings.

The wing of the building is located along the square with a scale and roof pitch following the neighboring buildings on the square. The archetypical shape of the wing is given a sculptural crookedness towards the south, in order to bring more light and air towards the neighbor buildings in the courtyard area.

Towards the south an intimate atrium is built, demarcated by a wall framing the street areas along with Sønderportsgade and Rykind. The upper part of the building is covered with specially developed façade tiles in reddish brown shades comparable to the city’s and the region’s characteristic, brick houses - but as a more contemporary interpretation due to the larger size of the tiles.

The bottom section appears with glass facades, at the same time protecting the ruin and exposing the unique findings.

Towards the south an intimate atrium is built, demarcated by a wall framing the street areas along with Sønderportsgade and Rykind. The upper part of the building is covered with specially developed façade tiles in reddish brown shades comparable to the city’s and the region’s characteristic, brick houses - but as a more contemporary interpretation due to the larger size of the tiles.